OECD Daimi Temsilcisi: Yüksek enerji tüketimine bağımlı sektörler için yeşil hidrojen vazgeçilmez

Türkiye’nin, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) Daimi Temsilcisi Prof. Dr. Kerem Alkin, küresel temiz enerji dönüşümü çalışmaları kapsamında, yüksek enerji tüketimine bağımlı sektörler için küresel enerji denklemine yeşil hidrojeni eklemenin vazgeçilmez olduğunu, son yıllarda hidrojen çalışmalarının kapsamının genişlediğini belirtti.

Alkin, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, küresel enerji dönüşümünde yeşil hidrojen ve ilgili teknolojilerin kullanımı ile geliştirilmesinde son yıllarda ivmelenme olduğunu söyledi.

OECD ve Birleşmiş Milletler (BM) çatısı altında enerji sektörünü de yakından ilgilendiren iki başlık olduğunu ifade eden Alkin, ilkinin 17 sürdürülebilir kalkınma amacına ulaşılmasına yönelik projeler, çalışmalar, zorluklar ve riskler olduğunu, ikincisinin ise temiz enerji dönüşümüne yönelik stratejiler, projeler, araştırmalar ve yapılan risk analizleri olarak belirlendiğini aktardı.

Alkin, enerji, ulaşım ve ağır sanayide “yüzde 100 elektrik” kavramına ve bunun uygulanmasına yönelik tartışmalar yaşandığını kaydetti.

Birçok ülkenin yenilenebilir enerji ve ilgili teknolojilere yönelik çalışmalarında artış yaşandığını dile getiren Alkin, şöyle konuştu:

“Yenilenebilir enerji ve enerji depolama teknolojilerinde amaç bir an önce ‘temiz enerji dönüşümü’ hedefinin yakalanmasını sağlayacak AR-GE ve inovasyon çalışmalarına yoğunluk kazandırmak ve yeni icatlara, yeni nesil teknolojilere imza atmak olsa da üretim için yüksek enerji gerektiren, yüksek enerji tüketimine bağımlı sektörler için, ‘net sıfır karbon’ hedefi adına, ‘yüzde 100 elektriğe’ dayalı bir dünyaya geçiş halen uzak bir gelecek olarak öne çıkmakta. Bu nedenle, bir tarafta OECD diğer tarafta BM’nin ‘temiz enerji dönüşümü’ çalışmaları, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’nun araştırma ve düzenlemeleri, üretim için yüksek enerji gerektiren, yüksek enerji tüketimine bağımlı sektörler için küresel enerji denklemine ‘yeşil hidrojen’ eklemenin vazgeçilmez olduğunu teyit etmekte.”

“Türkiye, hidrojende ihracat potansiyeli yakalayabilir”

Alkin, AB, Asya ve Çin’e bağımlılığı azaltma ve küresel tedarik zincirini daha yakın coğrafyalara göre yeniden yapılandırma çabaları kapsamında, Türkiye’nin AB’ye ‘yeşil hidrojen’ teknolojisi ve yeşil hidrojen tedariki konusunda önemli bir ihracat potansiyeli yakalayabileceğini belirtti.

ABD’nin Enflasyonu Düşürme Yasası (IRA) ve AB Komisyonu’nun son düzenlemelerinin, temiz enerji dönüşümünde daha yerelleştirilmiş ve daha yakın coğrafyalardan tedarik hedefini öncelediğini vurgulayan Alkin, “Bu nedenle, Türkiye’nin Atlantik cephesinde ‘yeşil hidrojen’ çalışmalarında işbirliğini artırması ve OECD çatısı altında, bilhassa OECD’nin en önemli birimlerden Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) nezdinde yürütülen yeşil hidrojen çalışmalarına dahil olması kritik önemde.” değerlendirmesinde bulundu.

Hidrojen piyasası oluşturma çalışmaları devam ediyor

Alkin, hidrojen konusunun uluslararası organizasyonlar ile ülkelerin gündeminde olduğunu ve birçok etkinlikle bu konunun geliştirilmesine yönelik çalışmaların son yıllarda çeşitlendiğini anlattı.

OECD ve IEA bünyesinde yürütülen çalışmaların bu alana katkısının önemli olduğuna işaret eden Alkin, şöyle devam etti:

“IEA’nın Japonya’nın liderliğinde her sene yaz aylarına denk gelecek şekilde hidrojen raporu yayınlamasının, OECD cephesinde ise sanayi dekarbonizasyonu ve Almanya’nın geçen yıl dönem başkanı iken başlattığı ve 2023’de Japonya’nın dönem başkanlığında devam eden, G7 ülkeleri nezdinde yeni kurulacak olan G7 İklim Kulübü kapsamında yürütülecek çalışmalar, OECD’nin G7 İklim Kulübü çalışmalarına katkısı çok önemli.”

Avrupa’nın hidrojen desteklerinin tek bir pakette değil, birden çok pakette yer aldığını ifade eden Alkin, “Bu sebeple OECD ülkelerinde AB ve AB dışı ülkeler arasında bir farklılaşma var. AB, çeşitli fonlarla hidrojen destekleri veriyor. AB’nin son açıklamış olduğu net sıfır sanayi kanun tasarısında (NZIA) da dokuz teknoloji alanı ‘net sıfır stratejik teknoloji’ olarak belirlendi. Bunlardan bir tanesi de ‘hidrojen elektrolizörleri’ ve ‘yakıt hücreleri’. AB hedeflerine göre yıllık 10 milyon ton hidrojen iç piyasada, 10 milyon ton da ithalat olacak. Bunun için Avrupa’nın 2030’da yıllık 25 gigavat elektrolizör kapasitesini devreye alması bekleniyor. Bu aşamada, Avrupa’daki elektrolizör üretim kapasitesi ise 2,3 gigavat civarında.” değerlendirmesinde bulundu.

Alkin, Avrupa’nın kurmayı planladığı 3 milyar avroluk Avrupa Hidrojen Bankası konusunda da hidrojen üretimine ek destek verilmesinin gündemde olduğunu bildirdi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx